Urlalı bir aileden gelen Alber Arditi, 1910 yılında İzmir´de doğar. İş hayatına atıldığı ilk yıllarda ağabeyi ile çalışan Arditi, 1949 yılında ağabeyinin vefatı üzerine tek başına çalışmaya başlar. Uzun yıllar boyunca tarım ürünleri ihracatı yaparak hayatını kazanır. Sandoz bayisi olmasının ilginç bir öyküsü var. 1952 yılında, bir gün bir iş teklifi alır: Sandoz tarım ilaçlarının Ege bölgesi bayiliği teklif edilir. Hiç ithalat yapmadığını, bu işe yabancı olduğunu öne sürerek, teklifi kabul etmekten kaçınır. Ancak yakınlardaki bir handa çıkan yangında oyuncakçı dükkanında bulunan ve ateş alan maytapların patlaması üzerine konuşma yarıda kesilir. Bulundukları büronun camları bile sarsılmaya başlar. Teklifi getiren kişi, "Gördün mü? Allah bile senin bu işi almanı istiyor" diyerek razı etmeye çalışır Alber Arditi´yi.
Aynı yıl işine başlar. Aracı kullanmadan yardımcısıyla birlikte, satın aldığı iki tane kamyonetin üstünde hoparlörlerden anons yaparak Sandoz ilaçlarını pazar pazar tanıtır. Ancak doğrudan tüketiciye değil, tarım ilaçları bayilerine satış yaparak ithal ettiği ürünleri pazarlamaktadır. Başlangıç yıllarında Adana´ daki ana bayi ile birlikte Ege Bölgesi satış grafiğinde en yüksek paya sahip olan bölge durumundadır. Zamanla Samsun ve Bursa gibi illerde de ana bayiler oluşmaya başlar.
Türkiye´ de tarım ilaçları üretimi 1960´ lı yıllarda başlar. O yıllarda yasa gereği olarak, aynı amaçla kullanılan iki ilacın yerli imalatı varsa, ithalat mümkün değildir. Bunun üzerine Sandoz´ un Türkiye´ de benzer bir yatırım yapması zorunluluğu ortaya çıkar. Bu amaçla 1965´ de İzmir´ de kurulan Sandoz Kimya Sanayii Limited Şirketi bünyesinde tarım ilacı formülasyon fabrikası hizmete girer. 4.000.000 TL sermayeye sahip Sandoz Kimya Sanayii Limited Şirketi ortakları %98,5 hisseyle Sandoz AG-Basel, %1,5 hisseyle Alber Arditi´ dir. Sermaye 1967´ de 7.000.000 TL´ ye çıkarılır.
Bornova´ da kurulan Fabrikada öncelikle 2.000 litrelik sıvı karıştırıcı ve 5.000 litrelik toz karıştırıcıyla imalata başlanır Şirketin Müdürlüğünü, kendisine tek imza yetkisi verilen Alber Arditi yapmaktadır. Arditi aynı zamanda imal ettiği ürünlerin dağıtımını, pazarlamasını ve satıcılığını üstlenir. İlk yıllarda Fabrikanın yönetici kadrosunda Arditi´ den başka Fabrika Müdürü sıfatıyla Erdem Yüceerim´ de bulunmaktadır. Bütün hammaddelerin yurt dışından geldiği ve aktif madde üretiminin yapılmadığı bir dönemdir bu. Sadece Anthio, Ekatin, adı sonradan Mavi Bakır olan Bakır Sandoz, Ekatox, Miltox gibi tarım ilaçlarının üretimi gerçekleşir. Fabrikadaki işçi sayısı, başlangıçta 17 kişiyken zaman içinde 50´ ye kadar yükselir.
1970´ lerin sonuna dek ülke tarımının ihtiyacı doğrultusunda pamuk, meyve ve sebze zararlılarına karşı kesin çözümler getiren ilaçları sunan şirket, 1986 yılıyla birlikte yeni bir atılımın içine girmiştir. İsviçre merkezin paralelinde Zoecon Corp. ve Velsicol firmalarının organizasyona dahil olmasıyla birlikte kendi bünyesinde araştırma, deneme ve satış departmanları oluşturulmuş ve büyük bir aşama kaydedilmiştir.
Arditi ailesiyle Sandoz´ un ortaklığı 1983 yılında vefat eden Alber Arditi´ den sonra 1988 yılına dek devam eder. Alber Arditi´nin yerine oğlu Nelson Arditi geçer. Sermayesini 1983 yılında 50.000.000 TL. ´ye 1988´ de ise 450.000.000 TL´ ye çıkaran Sandoz Kimya Sanayii Limited´ in hisseleri, Sandoz İlaç Sanayi/ İstanbul tarafından aynı yıl Arditi ailesinden devralınır. Şirket sermayesi 1989´ da 1.014.213.000 TL´ ye çıkarılır. 1989 Ekim ayından itibaren Sandoz Kimya Fabrikası´ da Sandoz Ürünleri Limited Şirketi bünyesine katılır, 1990 Ocak ayından itibaren de Limited Şirket Anonim Şirket haline dönüşür.
Tarım İlaçları Bölümünün İzmir´ de kurulu Fabrikası Sandoz Basel standartlarına uygun tüm emniyet yatırımlarını tamamladıktan sonra ana merkez nezdinde güvenilir bir tesis olma özelliğini kazanır. Ülkemizde satılmakta olan tüm sıvı ilaçlarda, aynı zamanda İsviçre´ de kullanılan çok katlı (co-ex) ambalajların kullanılmaya başlanmasıyla belli bir standardizasyon da temin edilmiştir. Böylece Sandoz tarım ilaçları için yeni ufuklar açılır. Tarım İlaçları Bölümü, Kasım 1991´ de Ortadoğu ülkelerine yönelik stratejik ilaçların incelendiği bir seminere ev sahipliği yapar. İsviçre tarafından alınan bir kararla 1992 yılının ikinci yarısından itibaren tüm çevre ülkelerinin tarım ilaçlarının talebi, tamamen bu tesislerde formüle edilip ambalajlanarak karşılanmaya başlanır. İhracatın yapıldığı ülkeler; başta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Yemen, Katar, Suriye, Ürdün ve Lübnan, Mısır, Cezayir, Fas ve İsrail´dir.
Tarım İlaçları Bölümü´ ne 1993 yılı Kasım ayında Türk Standartları Enstitüsü tarafından TS-ISO 9002 Kalite Güvencesi Sistemi belgesi verilir.
1997 yılında Sandoz ve Ciba-Geigy´nin global olarak birleşmesini takiben Novartis Bitki Koruma Sektörü olarak faaliyetine devam eden tesisler 2001 yılı başından itibaren Sygenta Tarım Sanayi olarak işlevini sürdürmektedir.
Syngenta-Türkiye yönetim merkezi ve üretim tesisleri, Bornova´da 25.000 m2´lik homojen bir parsel üzerinde toplam 3600 m2 kapalı sahada yer almaktadır. Toplam kapalı sahanın 2800 m2´si üretim ve depolama olarak, 800 m2´si ise yönetim alanı ve sosyal tesisler olarak kullanılmakta olup geri kalan kısım yeşil saha olarak değerlendirilmiştir.
Üretim sıvı ve katı formülasyonlar/dolumlar olarak birbirinden ayrı iki kısımda yapılmakta olup sıvı üretim bölümü yerel ve global standartlara uygun olarak "patlamaya dayanıklı" (explosion-proof) bir alandır. Ayrıca üretim alanları ve tüm depolama sahaları duman ve alev dedektörleri ile donatılmış olup sistem merkezi olarak güvenlik bölümünden kontrol edilmektedir. Depolama sahaları yangın olasılığına karşı bir önlem almak üzere otomatik yağmurlama sistemi ile donatılmıştır. Bu yangın sisteminin rezerv suyu idari bina zemininde bulunan 750 tonluk depolarda tutulmaktadır. Mevcut olan bina içi hidrant sistemine ilave olarak fabrika sahasında bulunan 4 adet harici hidrant ve bina içi otomatik yağmurlama sistemi 250 m3/saat kapasiteli yangın pompaları vasıtasıyla 3 saat yangına karşı mücadele edebilme olanağı sağlamaktadır. Herhangi bir yangın durumunda oluşacak kontamine yangın söndürme suyu ise çevre kirliliğine neden olmaması için 750 tonluk betonarme tutma havuzuna kanalize edilmektedir.
Çevre koruma önlemlerine paralel olarak tesislerimizde atık yönetimi uygulanmakta olup çıkan atık miktarını en aza indiren teknolojiler, malzemeler ve sistemlerle çalışılmaktadır ve enerji tasarrufu için uygun tedbirler alınmaktadır. Katı ve sıvı atıklar yerel yönetmeliklere uygun olarak ya lisanslı tesislerde imha edilmekte, ya da yeniden değerlendirilmektedir.
Hava kalitesinin korunması yönetmeliğine uygun olarak tüm gaz deşarj noktalarından yerel Üniversite ve kuruluşların işbirliği ile analizler yaptırılarak otoritelere gönderilmektedir. Tesisler yüksek gerilimden fabrikaya ait 400 kVa´lık transformatör vasıtası beslenmekte olup herhangi bir enerji kesilmesi durumunda tam otomatik bir jeneratör bulunmaktadır.
Tesislerde insan sağlığı, çevre koruma ve emniyet ön planda tutulmakta olup haftada 7 gün ve 24 saat güvenlik hizmeti hazır bulunmaktadır.